Cumartesi, Haziran 28, 2008

hala burdayım :)

Gün 24 yerine 34 saat olsaydı bloguma 2 satır yazabilir miydim acaba?











Pazartesi, Mart 17, 2008

geç kalan teşekkür ve dahası...

"Artık bir post yapsan hiç fena olmaz!" diye çıkıştı Dilek telefon görüşmesinin sonunda.
"Yapıcam, yapıcam ama hiç vaktim yok ki." Eminim halimden anlayan birileri vardır oralarda. Diğer günlük işlerimin hepsini 2 emzirme arasına sığdırmaya çalışıyorum. Anlatmak istediğim çok fazla şey olmasına rağmen kendime ayırabildiğim zaman bunu yapmama el vermiyor bu aralar. İnanın yazdan kalma fotoğraflarım var hala bakamadığım. İnanın Selin'in fotoğraflarını (taşıması daha pratik olduğundan) cep telefonu ile çekiyorum. Ve inanın o fotoğrafların çoğu hala cep telefonundan aktarılamadılar. 24 saat yetmiyor amma velakin bu postun yapılması şart oldu artık.



Sevgili arkadaşım Dilek (her ne kadar 2 ay beni bırakıp gideceğine kızmış olsam da!) bizi ziyarete geldiğinde sadece harika kurabiyeler getirmedi. Beraberinde çok şık bir sepet de vardı, annem açıp yıkamak istese de bir an önce, ben o sepeti günlerce açtırmadım fotoğrafını çekicem diye. Sonunda çektim, tabii ki bilgisayara aktarmam da günlerimi aldı, bugüne kısmetmiş Dilekciğim :)



Genelde bu gibi sepetlerin içindeki kıyafetler yeni doğmuş bebeğe tam olur. Bu sepette durum biraz daha farklı oldu, Selin'in bu kıyafetleri doldurabilmesi için sanırım yazı beklememiz gerekecek. Yahu çok mu küçük bir bebek doğurdum ben??



Blogunu ara sıra okurken günün birinde karşılaştığım bir yazısı ile tuhaf bir yakınlık hissetmeye başladım kendisine. Sonrasında aslında FK'da uğrayıp yorum bırakan şahsın da o olduğunu fark ettim. Arkasından onun da benim gibi kararsız bir terazi olduğunu, gezmeyi çok sevdiğini falan öğrendim. Geçtiğimiz yaz İstanbul'dayken görüşmek bir türlü kısmet olmadı. "Biz gelicez Londra'ya" dedi, hala bekliyorum. Bu arada kendisi gelmeden hediyesi geldi.



Çooook teşekkürler Pelinciğim :) fakat ben hala seni bekliyorum. Paketi yurdumun postasına teslim ederken endişelenmiş aslında biraz, geç geleceğini sanmış. Hiç üzülme canım paket geldi ve tulum hala çok büyük Selin'e :)) Kızımın üzerindeyken çekmek isterdim bu fotoğrafı, olsun sen de Dilek gibi yaza kadar beklersin artık :)
(Türkiye'ye geldiğiminde beni lokumla kandırabileceğini mi sandın bebeğiimmm :P)

Blog dünyasına girerken hiç aklıma gelmezdi böyle güzel arkadaşlıklar edineceğim, ne iyi etmişim de bir blogger olmuşum...

Cumartesi, Şubat 23, 2008

hey!


Biliyorum çok beklettim, her gelişinizde kapıyı görmekten fenalık geldi herhalde, ama inanın başımı kaşımaya vaktim yok şu sıralar. Hem bebek var hem de ablamızın okulu 1 hafta tatildi.



Bebeğimiz hayırlısıyla 6 Şubatta doğdu. Tebrik mesajı gönderen bütün herkese teşekkürler.
3 gün hastanede kaldıktan sonra evimize geldik. Ablamız kıskandı mı? Sanırım evet. Aslında yaptığı birşey de yok, tek isteği sürekli kardeşini sevmek. Günün hangi saati olduğu fark etmiyor, gece 12de tuvalete kalktığında ya da sabah 6da uyandığında olabiliyor. Tabii olan yine bana oluyor!

Geçen pazar Dilek ve goncası (nihayet) bize geldiler. Dilekciğim hiç üşenmemiş şu aşağıda görmüş olduğunuz harika kurabiyeleri yapmış. Her gören bayıldı Dilek, stok ha bitti ha bitiyor, buradan ileteyim (anladın sen onu!)



Bugün benim minik kızımın doğumgünü. Tamam ondan daha miniği de var elimizde ama insanın yavrusu hiç büyümüyor ki gözünde :) 4 yaşında oldu ablamız.

Bundan sonra daha sık yazmaya gayret edicem. Daha çok fotoğraflar gelicek. Hele bir formuma girip eski esnekliğimi kazanayım bakın o zaman ne fotolar çekicem :P (yukarıdaki fotoğraflar cep telefonu ile çekilmiştir)
İyi bakın kendinize hepiniz.

Pazartesi, Şubat 04, 2008

...

Çarşamba, Ocak 30, 2008

hazırlıklara devam...




1 hafta kaldı Selin'in gelmesine...Evet adı bu olacak ufaklığın. Bakalım o geldikten sonra neler olacak?

Cumartesi, Ocak 19, 2008

az kaldı az...

istanbul

Günler su gibi akıp giderken evde işler yoluna giriyor yavaş yavaş.
Son günlerdeki meşgalelerimiz bebek kıyafeti yıkayıp ütülemek, hastane çantası hazırlamak, bebek ve ablasının odasını süslemek. Evet doğuma çok az kaldı, artık bırakın hareket etmeyi, konuşurken bile zorlanıyorum! Bu postu da baskı ayıp olmasın diye yazıyorum sanırım :) gerçi benden daha tembelleri de var!

Geçen seneden hatırlarsınız belki, uzun bir süre Alexander adında bir oyuncak ayıyı beklemiştim gözlerim yolda. İşte bu sene de Benjamin'imiz var sırada. Haftaya gidip alıcaz kısmetse, alınca bir fotosunu çekerim artık.

P.S. farkındayım bu fotoğraf bu yazıya hiç uymadı ama idare edin :)

Cumartesi, Aralık 15, 2007

post yazasım geldi :)

Gün batarken

Günler doğuyor
günler batıyor,
ben hala evime yerleşemiyor!

"Ne bitmez tadilatmış bu" demeyin, neler geldi başıma haberiniz yok ki. Başlangıçta bulduğumuz ustalar işi yarıda bırakıp gidince (! @ # *****!) başkalarını arayıp bulmak zorunda kaldık. İlk bulduklarımız evin içine edip bıraktıkları için diğerleri bayağı bir uğraştılar. Nihayet bugün itibariyle usta işi bitti! Şimdi temizlik ve koli yerleştirme safhasına geldik. Tek dileğim yeni yıla yeni evimde girebilmek.


foggy


Bütün bunların üzerine geçen gün yolda usul usul yürürken çamurlu bir zemine
bastım,
kaydım,
düştüm!
Önümdeki koca göbeğimi nasıl olduysa koruyabildim ve sol kolumun üzerine yere yapıştım. 3 gün boyunca kolum ağrıdı.


Bu arada ailecek grip olduğumuzu söylememe gerek yok sanırım!



the cat Bu kedi gibi bir kolye takıp dolansam iyi olacak :)

Pazartesi, Kasım 05, 2007

mola lütfen :)




Arkadaşlar şu anda taşınıyorum.
Evde ustalar boya badana vs...yapmakta.
Bildiğiniz gibi hamileyim de aynı zamanda.
Artı kızım ateşli evde yatmakta.

Siz düşünün artık gerisini!

Kızmayın nolur bana yazamıyorum diye, beni okumaktan (ne kadar da okunacak birşey olmasa da) vazgeçmeyin, olur mu?

Yerleşir yerleşmez yazmaya başlayacağım. Biraz sabır :)

Hepinizi öpüyorum kocaman...

Pazar, Ekim 21, 2007

tembelim ben tembelim...




yok değilim aslında ama vakit bulamıyorum bir türlü...zaten vücut olarak ağırlaşmaya başladığım bugünlerde yapmam gereken işler de ağırlaştı...2 haftaya kadar taşınıyoruz ve ben hala toparlanmaya başlamadım. Taşınacağımız evde de yapılması gereken bir sürü iş var daha...
Olur ama herşey...
yavaş yavaş olur...
zira hiç halim yok benim...
uyumak istiyorum, sadece uyumak...
ne de olsa yaşlanıyorum!


Pazartesi, Ekim 08, 2007

Biraz :) biraz :P biraz da :(

Bir konserin ardından...

İnanır mısınız, tam 17 sene sonra Sezen Aksu konserine gittim! Yahu şimdi yazarken bir hesapladım da ne kadar küçükmüşüm!

Tahmin edeceğiniz gibi Sezen Aksu yine her zaman ki gibi müthişti! Fakat ne yazık ki benim şarkımı bir türlü söylemedi :(

Bu aralar herkes gibi Feysbuk müdavimi oldum...

Eh madem bütün dünyada trend buymuş biz de uyalım dedim ve üye oldum. İyi ki de olmuşum! Facebook beni her gün şaşırtmakta, tabii sevindirmekte de...Seneler sonra kimleri yine yeniden bulmak, ama aslında yeni olmayan çok eski arkadaşlarla bir araya gelebilmek çok güzel. Yani en azından ben öyle düşünüyorum. Zira facebook'a öcü gözüyle bakanlar hala var :)

Burda da sonbahar geldi...

Uzun bir tatilin ardında yine döndük evimize. Tatil ne kadar uzun olursa olsun, özellikle İstanbul kısmını bir türlü yettiremiyorum! Her seferinde doyamadan, ve hatta göremeden döndüğüm insanlar oluyor...ve tabii her defasında kalbimden bir parça daha kalıyor...bu kadar büyük bir kalbimin olmasına şaşıyorum bazen!

Sonbaharı bu sene de İstanbul'da karşıladım, ve o 2 gün süren rüzgarlı, yağmurlu havadan nasibimi alaraktan nezle oldum. Allahtan çok uzun sürmedi. Şimdi diyeceksiniz ki direk tatilin sonuna atladın...ama bilirsiniz yazma tembeliyim ben...Söz en kısa zamanda tatil fotoğraflarını içeren bir slide hazırlayıp ekleyeceğim...bu defalık fotoğralar anlatsın size olanları, olmaz mı?

İstanbul'da kahrımı çeken bütün arkadaşlarıma (onlar kendilerini iyi bilirler, reklama gerek yok :P) çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız...

Pazartesi, Ekim 01, 2007

Daphne waz 'ere!


Nereden bakarsan bak Istanbul!

Döndüm burdayım.

ama

Ben bende değilim.

Salı, Ağustos 14, 2007

görüşmek üzere...



Bir müddet buralarda olmayacağım efenim ("sanki bilmiyoruz, o kadar reklam ettin!" dediğinizi duyar gibiyim) Olsun ben yine de söyliim, Ekim'e kadar yokum. Yarın bir THY uçağı ile akşam vakitlerinde İstanbul semalarında süzülüyor olucam...E tabii kızım da benimle süzülücek...artı bir de kaçak yolcumuz var...

Bak şimdi kaçak yolcu dedim aklıma bir fıkra geldi, paylaşmadan edemeyeceğim :)

Bir gün bir adamın yolculuğa çıkması gerekmiş. Bu adamın bir de çok sevdiği, yanından hiç ayırmadığı bir kuşu varmış. Ne yapsam da kuşumu uçağa soksam diye düşünürken "en iyisi gömleğimin içine sakliyim, nasılsa yol kısa birşey olmaz" fikri en mantıklısı gelmiş ona...Ertesi gün bol bir gömlek giymiş, kuşu içine koymuş ve uçağa binmiş. Yanına bir rahibe oturmuş. Yol boyunca hiç konuşmamışlar, adam da sürekli kafası bir gazetede gömülü oturmuş...Bu arada adamın hafif açık kalan fermuarından kuş kafasını çıkartıp duruyormuş. Rahibe bunu görmüş ama görmemezlikten gelmiş önce, fakat sonunda dayanamayıp adamı dürtüklemiş ve
"afedersiniz bayım, ben bu işlerden pek anlamam ama sanırım yumurtalarınızdan biri kırıldı" demiş.

hahahahah! komikti di mi? Bizim kaçak yolcu bir kuş diil ama. Kendisi 3,5 aylık bir bebek ve karnımda!

Ekim'de görüşmek üzere efenim...

Kendinize ve sevdiklerinize iyi davranın...

Perşembe, Ağustos 09, 2007

Arkadaşım ressammış haberim yok!

Hiç beklenmedik bir yerde, hiç beklenmedik bir şekilde karşılaştık onunla. Aradan tam 15 sene geçmişti. Birbirimize ait hatıralarımız bilinçaltımızın en köhne köşesine atılmıştı, belki de tamamen silinmişti...

Bundan 3,5 sene önce Londra'da yeniden girdik birbirimizin hayatına. Gurbet ellerde olunca bir de böyle şeyler insan altın madeni bulmuş gibi seviniyor. Bahsettiğim şahıs Banu. Benim çocukluk arkadaşım...Tıpkı diğer çocukluk arkadaşlıkları gibi büyünce biten bir arkadaşlıktı bizimki de...





Tekrar karşılaştığımız günden beri benim işimden ayrılıp kendimi anneliğe adamamdan, onun koştur koştur hayat temposundan çok sık görüşemesek de, iyi ve kötü günlerimizde yanyana olmaya çalışıyoruz...

İşte dün öyle bir gündü. Geçen hafta telefonuma bir mesaj geldi. Okuyunca pek bir şaşırdım. Bir sergi açılışına davet ediyordu beni Banu. Hemen "hayırdır kimin sergisi, ne sergisi bu?" diye bir cevap yazdım. Ondan gelen cevap şöyleydi "benim resim sergim, gelebilirsen çok sevinirim!".









Sergi sonrasında Banu'dan söz aldım, bana özel bir tablo hazırlıycak evimin baş köşesinde sergileyeceğim...

Düzenleme 11/08/07 : Serginin linkini vermeyi unutmuşum, merak edenler buradan ulaşabilir.

Çarşamba, Ağustos 01, 2007

tatile 14 kala...



Bugün 1 Ağustos ve Londra'da hava sıcaklığı tavan yaptı. 23,5 derece! Uzun zamandır ilk defa yanıma yağmurluk, hırka, ceket vs.. almadan çıktım evden.

Bugün 1 Ağustos ve İstanbul'da hava hala çok sıcak, sular kesik! Umarım uzun sürmez :(

Bugün 1 Ağustos ve Cow Parade'in ilk günü. 3 ay boyunca İstanbul'un farklı noktalarında sergilenecek 150 civarı inekten bahsediyorum. 3 adedi Metro City önünde görüldü bugün :P




Bugün 1 Ağustos ve tatile 14 gün kaldı.







4-26 Eylül tarihleri arasında beni elimde fotoğraf makinam, sırtımda çantam İstanbul sokaklarında bulabilirsiniz (bakınız alttaki foto).

Tabii ki yanımda da rehberim ve eski yapılara giriş kartım olan Ihlamur'um! Hatta abartıp görüntü yönetmeni olarak Renklipamuklar'ı, transferlerden sorumlu müdür olarakta İpek'i de peşimden sürükleyebilirim :p Bakarsınız Dilek'te katılır bize.

Başka katılmak isteyen olursa eğer bu fotoğraf turlarımıza buyursun gelsin. Nerde bereket orda hareket demişler :)


Yandaki fotoğraf bir sincabın peşine düştüğüm sırada Dilek tarafından çekilmiştir.

Biraz önce aldığım habere göre İstanbul' da gök gürültüleri eşliğinde yağmur başlamış. Ne kadar sevindim anlatamam, dualarım yerine ulaştı sanırım :)