Pazartesi, Haziran 29, 2009

Yine yol göründü...



Son günlerde Londra inanılmaz sıcak ve rutubetli. Nefes alamayacak gibi oluyorum bazen...sonra korkuyorum! "acaba Kıbrıs'da ne yapacağım?" düşüncesi uykularımı kaçırıyor...2 hafta sonra yaz tatilimiz başlamış olacak...45 derece sıcakta, Selin gibi bir çocukla 2 ay! Benim uykularım kaçmasında kimin kaçsın!

Pazar, Haziran 14, 2009

Karar verdim bu çocukta kesin kurt var!




Karar verdim bu çocukta kesin kurt var!

Bugün büyük kızın arkadaşının doğumgünü partisine gittik. İlk başta etrafındaki yabancıları görünce boynuma yapışıp 5dakika kadar kucağımda oturan Selin hanım, partinin geri kalan 1 saat 55 dakikalık bölümünü benden kaçarak geçirdi!

Yahu bir çocuk 2sn yerimde durmaz mı?!? Bu soruya Selin'le tanışan arkadaşlardan cevap bekliyorum.

Cuma, Haziran 12, 2009

zzzzzz

inanilmaz yorgunum o yuzden blog yazmak yerine uyumayi tercih ediyorum bu aksam...hepinize iyi geceler...(tatile cok az kaldi, ben hala zayiflamadim :(( )

Cuma, Haziran 05, 2009

heyoooo :)




Düne kadar hava çok sıcaktı, bayılıcam sanıyordum. Kendimi soğuk gıdalara verdim, magnum yedim 10 pound kazandım.
Bugün hava bozdu, şu anda acaba kaloriferleri mi çalıştırsam diye düşünüyorum. Bir 10 pound daha kazanmak uğruna burnum dona dona magnum yiyorum.

Yokluğumda buralar pek değişmemiş aslında Renklipamuklar 18 Ekim 2007'den beri yazmamış, Rahel 17 Aralık 2008'den beri...Pelin (nam-ı diğer HMF) hala aklına eseni, içinden geçeni, hiç beklemeden o an yazmaya devam ediyor, sadece adresi değişmiş. Berceste'nin hayatı bir anda tamamen değişse bile blog yazma aşkı hala aynı...Değişmeyenlerden bir diğeri Mr.TD.
Ihlamur da nefes almadan Ege'de geçen aşk hikayeleri yazmaya devam ediyor, ama o da bizim ellere taşınmış, hatta son hikaye çok güzel, tavsiye ederim.
AAA nasıl unuttum! Morkoyun evlenmiş! Tekrar mutluluklar diliyorum, Allah bir yastıkta kocatsın sizi :)

Biraz önce silah zoruyla Renklipamuklar aramıza geri döndü.

Ay ne iyi yapmışım dükkanı açmakla ya, hayatıma bir renk, bir heyecan geldi :))

Perşembe, Haziran 04, 2009

Neden yokum?


Aslında bu sorunun geçerli bir yanıtı yok! Bazı arkadaşlar (kendilerini bilir onlar) başımın etini yediler blog da blog diye...açıkçası hiç niyetim yoktu benim, iş güç, çoluk çocuk derken bana kalan kısıtlı zamanı da blog yazarak geçirmek istemedim (allahım ne kadar dürüstüm, sırf bu yüzden bu post okunmalı bence)...İşte tam da bu anda bütün yoğunluğuna rağmen blog yazmayı bir görev haline getirmiş arkadaşlara da hayranlığımı belirtmeden edemiycem...

Bazı arkadaşlar başımın etini yeseler de ben yine de duymazlıktan gelmeyi başardım uzun zaman :) Yanlız geçen akşam bişey oldu...İnternette gezinirken peşpeşe tıklamalar sonucunda kendi bloguma geldim...Onu öyle terkedilmiş görünce içim acıdı birden...eski günler, eski blog sohbetleri, fotoğraflarım falan geldi aklıma..."Kızım Defne yeter artık kendine gel!" dedi içimden bir ses, zira son günlerde kendimi facebook içerisinde yer alan oyunlardan alamıyorum, psikopata bağladım sabah akşam oyun oynuyorum...msn falan tamamen devre dışı, asosyal bi kişilik oldum canım! Biraz önce demiştim ya bana kalan kısıtlı zamanı da blog yazarak geçirmek istemedim diye, şimdi yazarken fark ettim de bu zamanı daha faydalı birşey yaparak kullanmamışım...


kim daha uzun zinciri yapıcak (Chain Rxn),

kimin restoranı daha büyük ve güzel,menüsü çok çeşitli olucak (Restaurant City),

kimin peti daha güzel, evi daha büyük, eşyaları son model (Pet Society),

kim daha çok puan yapıcak(Biotronic),(waka-waka),
Ayyy fenalık geldi anlatırken bile!...Tamam artık kendime gelicem, zaten çok yakında uzun bir yaz tatili beni bekliyor, tatil sonunda eski halime (bknz. aşağıda) dönmüş olurum çünkü beni ben bile özledim!

Çarşamba, Ekim 29, 2008

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!



"Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!"

Aslında post yapmak hiç yoktu aklımda...taa ki Ihlamur'dan Can Yücel'in bu yazısı gelene kadar!

YAŞASIN CUMHURİYET

Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu'da

Televizyonda gösterdiler geçen gün.
Gelenek edinmiş köy halkı,"Ben kendimi bildim bileli bu böyledir"
Diyor muhtar:
29 Ekim'de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...
Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
Kirvesi tutmuş kolundan
Yatırdılar bir kamp yatağına,
Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
Elinde bıçağıyla,
Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:"Yaşasın Cumhuriyet" diye
Bunun üzerine de ekran karardı.

Korkarım bu, sade Gölköylülerin değil, umumumuzun
Sade küçüklerin değil, büyüklerimizin de
Düştüğü bir tarihsel yanılgı
Çünkü sünnet değil, farzdır Cumhuriyet!

CAN YÜCEL


Erkekliğe bu şekilde adım atan bir çocuk cumhuriyetten korkamasın da nerden korksun!

Cuma, Ağustos 29, 2008

Notting Hill Carnival 2008

Merhaba!



Çook uzun zaman oldu farkındayım, ama daha önceden de belirttiğim gibi zaman çok hızlı akıp gidiyor. Buna 6.5 aylık bir bebek ve 4.5 yaşında okulu tatilde bir kız çoçuğu eklenince haliyle bloga fırsat kalmıyor. Son zamanlarda facebook'da daha aktifim, neden? Çünkü orada yazı yazmak zorunda değilim, fotoğrafımı ekliyorum ve çıkıyorum. Fotoğraf dedim evet, çekiyorum ama çok günlük şeyler, albümlük dediklerimizden - artistik şeyler yok yani :P Tabii ki de bebek ve çocuk fotoğrafı %99u.

Biz geçen gün bir delilik yaptık. Notting Hill Karnavalına gittik. Ben, annem, Selin ve Selmin. Her sene yaklaşık 1 milyon kişinin izlediği karnavala 2 çocukla gitmek biraz cesaret işiydi, en azından benim için öyle. İstediğim gibi fotoğraf çekemedim, zira kucakta bebekle ancak bu kadar çekilebiliyor :) Çok da uzun kalamadık zaten, yine de o kalabalığa girmek güzeldi :)














Şimdi kısaca Notting Hill Karnavalı hakkında bilgi vereyim izninizle...(Bu msn'den beni dürtükleyen Berceste'ye idi :)) Nerde kalmıştım? Hah, karnaval 1965 yılından beri düzenlenmekte. Dünyada Rio'dan sonraki 2. büyük sokak etkinliği. 1950li yıllarda bölgeye yerleşen Karaip halkının öncülüğünde, ırkçılığa karşı bir haraket olarak başlamış, geçen senelerde dünya çapında bir eğlenceye dönüşmüş. Her sene Ağustos sonundaki bank holiday'e (resmi tatil) denk gelen pazar ve pazartesi yapılmakta ve dünyanın birçok yerinden insanların gerek gösterici gerekse izleyici olarak katıldığı söylenmekte.


Salı, Temmuz 15, 2008

günler akıp giderken







Cumartesi, Haziran 28, 2008

hala burdayım :)

Gün 24 yerine 34 saat olsaydı bloguma 2 satır yazabilir miydim acaba?











Pazartesi, Mart 17, 2008

geç kalan teşekkür ve dahası...

"Artık bir post yapsan hiç fena olmaz!" diye çıkıştı Dilek telefon görüşmesinin sonunda.
"Yapıcam, yapıcam ama hiç vaktim yok ki." Eminim halimden anlayan birileri vardır oralarda. Diğer günlük işlerimin hepsini 2 emzirme arasına sığdırmaya çalışıyorum. Anlatmak istediğim çok fazla şey olmasına rağmen kendime ayırabildiğim zaman bunu yapmama el vermiyor bu aralar. İnanın yazdan kalma fotoğraflarım var hala bakamadığım. İnanın Selin'in fotoğraflarını (taşıması daha pratik olduğundan) cep telefonu ile çekiyorum. Ve inanın o fotoğrafların çoğu hala cep telefonundan aktarılamadılar. 24 saat yetmiyor amma velakin bu postun yapılması şart oldu artık.



Sevgili arkadaşım Dilek (her ne kadar 2 ay beni bırakıp gideceğine kızmış olsam da!) bizi ziyarete geldiğinde sadece harika kurabiyeler getirmedi. Beraberinde çok şık bir sepet de vardı, annem açıp yıkamak istese de bir an önce, ben o sepeti günlerce açtırmadım fotoğrafını çekicem diye. Sonunda çektim, tabii ki bilgisayara aktarmam da günlerimi aldı, bugüne kısmetmiş Dilekciğim :)



Genelde bu gibi sepetlerin içindeki kıyafetler yeni doğmuş bebeğe tam olur. Bu sepette durum biraz daha farklı oldu, Selin'in bu kıyafetleri doldurabilmesi için sanırım yazı beklememiz gerekecek. Yahu çok mu küçük bir bebek doğurdum ben??



Blogunu ara sıra okurken günün birinde karşılaştığım bir yazısı ile tuhaf bir yakınlık hissetmeye başladım kendisine. Sonrasında aslında FK'da uğrayıp yorum bırakan şahsın da o olduğunu fark ettim. Arkasından onun da benim gibi kararsız bir terazi olduğunu, gezmeyi çok sevdiğini falan öğrendim. Geçtiğimiz yaz İstanbul'dayken görüşmek bir türlü kısmet olmadı. "Biz gelicez Londra'ya" dedi, hala bekliyorum. Bu arada kendisi gelmeden hediyesi geldi.



Çooook teşekkürler Pelinciğim :) fakat ben hala seni bekliyorum. Paketi yurdumun postasına teslim ederken endişelenmiş aslında biraz, geç geleceğini sanmış. Hiç üzülme canım paket geldi ve tulum hala çok büyük Selin'e :)) Kızımın üzerindeyken çekmek isterdim bu fotoğrafı, olsun sen de Dilek gibi yaza kadar beklersin artık :)
(Türkiye'ye geldiğiminde beni lokumla kandırabileceğini mi sandın bebeğiimmm :P)

Blog dünyasına girerken hiç aklıma gelmezdi böyle güzel arkadaşlıklar edineceğim, ne iyi etmişim de bir blogger olmuşum...

Cumartesi, Şubat 23, 2008

hey!


Biliyorum çok beklettim, her gelişinizde kapıyı görmekten fenalık geldi herhalde, ama inanın başımı kaşımaya vaktim yok şu sıralar. Hem bebek var hem de ablamızın okulu 1 hafta tatildi.



Bebeğimiz hayırlısıyla 6 Şubatta doğdu. Tebrik mesajı gönderen bütün herkese teşekkürler.
3 gün hastanede kaldıktan sonra evimize geldik. Ablamız kıskandı mı? Sanırım evet. Aslında yaptığı birşey de yok, tek isteği sürekli kardeşini sevmek. Günün hangi saati olduğu fark etmiyor, gece 12de tuvalete kalktığında ya da sabah 6da uyandığında olabiliyor. Tabii olan yine bana oluyor!

Geçen pazar Dilek ve goncası (nihayet) bize geldiler. Dilekciğim hiç üşenmemiş şu aşağıda görmüş olduğunuz harika kurabiyeleri yapmış. Her gören bayıldı Dilek, stok ha bitti ha bitiyor, buradan ileteyim (anladın sen onu!)



Bugün benim minik kızımın doğumgünü. Tamam ondan daha miniği de var elimizde ama insanın yavrusu hiç büyümüyor ki gözünde :) 4 yaşında oldu ablamız.

Bundan sonra daha sık yazmaya gayret edicem. Daha çok fotoğraflar gelicek. Hele bir formuma girip eski esnekliğimi kazanayım bakın o zaman ne fotolar çekicem :P (yukarıdaki fotoğraflar cep telefonu ile çekilmiştir)
İyi bakın kendinize hepiniz.

Pazartesi, Şubat 04, 2008

...

Çarşamba, Ocak 30, 2008

hazırlıklara devam...




1 hafta kaldı Selin'in gelmesine...Evet adı bu olacak ufaklığın. Bakalım o geldikten sonra neler olacak?

Cumartesi, Ocak 19, 2008

az kaldı az...

istanbul

Günler su gibi akıp giderken evde işler yoluna giriyor yavaş yavaş.
Son günlerdeki meşgalelerimiz bebek kıyafeti yıkayıp ütülemek, hastane çantası hazırlamak, bebek ve ablasının odasını süslemek. Evet doğuma çok az kaldı, artık bırakın hareket etmeyi, konuşurken bile zorlanıyorum! Bu postu da baskı ayıp olmasın diye yazıyorum sanırım :) gerçi benden daha tembelleri de var!

Geçen seneden hatırlarsınız belki, uzun bir süre Alexander adında bir oyuncak ayıyı beklemiştim gözlerim yolda. İşte bu sene de Benjamin'imiz var sırada. Haftaya gidip alıcaz kısmetse, alınca bir fotosunu çekerim artık.

P.S. farkındayım bu fotoğraf bu yazıya hiç uymadı ama idare edin :)